+90 212 741 03 23
·
info@kasapoglulegal.com
·
Mon - Fri 09:00-17:00

Anayasa Mahkemesi’nden 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’na İlişkin İptal Kararları

Anayasa Mahkemesi (“Mahkeme”), 17.06.2025 tarihli ve 2022/85 E. ve 2025/131 K. sayılı kararı ile 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu (“Kanun”) ve bu Kanun ile 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikleri Anayasa’ya uygunluk bakımından incelemiş ve söz konusu değişikliklerin bir kısmının iptaline hükmetmiştir. 

Bu kapsamda, hem spor federasyonlarının düzenleme yetkisine ilişkin sınırlar yeniden belirlenmiş hem de Türkiye Futbol Federasyonu’nun yargısal organlarının oluşumu bakımından anayasal ilkeler doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. 

  1. Spor Kulüplerinin Tescil Yoluyla Tüzel Kişilik Kazanmasına İlişkin Düzenlemenin İptali

7405 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 4.fıkrasında yer alan “…ve bu tescille tüzel kişilik kazanır” ibaresi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Mahkeme, spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanmasının idarenin takdirine bağlanmasının, Anayasa’nın 33. maddesinde güvence altına alınan dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğüne aykırılık oluşturduğunu değerlendirmiştir. 

Mahkeme’ye göre, söz konusu düzenleme uyarınca spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanması, yalnızca kuruluş belgelerinin bildirilmesiyle gerçekleşmemekte; Gençlik ve Spor Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından yapılacak inceleme ve verilecek tescil kararına bağlı kılınmaktadır. Bu durum, tescil mekanizmasını bildirim esasına dayalı bir sistem olmaktan çıkararak fiilen bir izin şartına dönüştürmektedir. Dolayısıyla spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanmasında Bakanlığın izni belirleyici hale gelmekte olup, bu durumun Anayasa’nın 33. maddesinde güvence altına alınan dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğü ile bağdaşmadığı Mahkeme tarafından değerlendirilmiştir.

Mahkeme, söz konusu ibarenin Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ve 33. maddede düzenlenen dernek kurma özgürlüğü hükümlerine aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar vermiştir.

  • Sporcuların Statülerinin Bağlı Oldukları Federasyon Tarafından Belirlenmesinin Anayasaya Aykırılığı

7405 sayılı Kanun’un 23. maddesinin 1. fıkrasında sporcuların statüsüne ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup, anılan hüküm uyarınca sporcuların statüsünün bağlı oldukları federasyon tarafından belirlenmesi öngörülmüştür. Ayrıca bu kapsamda yürütülen spor faaliyetinin sporcunun esas mesleği olarak kabul edildiği düzenlenmiştir.

Mahkeme, söz konusu düzenlemeyi Anayasa’nın 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkı kapsamında incelemiş ve iptaline karar vermiştir. Mahkeme, profesyonel sporcu ile spor kulübü veya spor anonim şirketi arasında kurulan sözleşmesel ilişkinin, sporcunun hayatını idame ettirdiği bir meslek ya da iş niteliğinde olduğunu değerlendirmiştir.

Bu çerçevede Mahkeme, sporcuların statüsünün bağlı oldukları federasyonlar tarafından belirlenmesinin, çalışma hakkına yönelik bir sınırlama oluşturduğunu tespit etmiştir. Ayrıca, profesyonel sporcuların hukuki statüsü, çalışma ilişkisi ve sosyal güvenlik boyutları gibi temel hak ve yükümlülükleri doğrudan etkileyen hususların idari düzenlemelere bırakılmasının temel hak ve özgürlüklerin kanun ile sınırlandırılması ilkesine aykırı olduğu vurgulanarak, söz konusu hükmün iptaline karar verilmiştir.

  • Spor Disiplin Kural ve Yaptırımlarının Yönetmelikle Düzenlenmesinin Anayasal Denetimi

7504 sayılı Kanun’un 32. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, disiplin ihlalleri ve cezalarının Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesini öngören hüküm iptal edilmiştir.

Mahkeme’ye göre, disiplin yaptırımları bireylerin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan müdahale niteliği taşımaktadır. Bu sebeple hangi fiillerin ihlal sayılacağı ve hangi yaptırımların uygulanacağı kanunla açık ve net bir şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu alanın yönetmeliğe bırakılmasının, yasama yetkisinin devri anlamına geldiği ve hukuki belirlilik ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir. 

  • Federasyonların Görevlerinin Yönetmelik ile Belirlenmesinin Anayasal Değerlendirmesi

7504 Kanun’un 38. maddesinde yer alan ve federasyonlara “yönetmelikle belirlenen diğer görevleri yapma” yetkisi tanıyan hüküm iptal edilmiştir.

Mahkeme, bu düzenlemenin idareye sınırsız ve belirsiz bir yetki verdiğini, hangi görevlerin verileceğinin kanunla belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Söz konusu maddeye ilişkin iptal kararı, iptal edilen diğer hükümlerin aksine Resmî Gazete’de yayınlanması akabinde yürürlüğe girmiştir. 

  • Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Yapısı, Üyelerin Seçimi ve Bağımsızlık Sorunu

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6.maddesinde yer alan ve Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulu üyelerinin TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini öngören düzenleme Mahkeme tarafından iptal edilmiştir.

Mahkeme, TFF Tahkim Kurulu’nun hukuki niteliğini değerlendirirken, bu kurulun yalnızca idari bir kurul olmadığını; futbola ilişkin uyuşmazlıklarda nihai ve bağlayıcı karar verme yetkisine sahip bir tahkim mercii olduğunu tespit etmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, TFF Tahkim Kurulu’nun işlevi itibarıyla bir “yargı organı benzeri” fonksiyon icra ettiğini ve bu nedenle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı güvencelerine tabi olması gerektiğini değerlendirmiştir.

Mahkeme’ye göre, TFF Tahkim Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlıklar yalnızca kulüpler arasındaki ihtilaflarla sınırlı olmayıp; futbolcular, teknik direktörler, hakemler ve hatta doğrudan TFF ile bu kişiler arasındaki uyuşmazlıkları da kapsamaktadır. Bu bağlamda TFF’nin, uyuşmazlıkların tarafı konumunda bulunabildiği hallerde, aynı zamanda bu uyuşmazlıkları çözecek olan TFF Tahkim Kurulu üyelerini belirlemesi, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Mahkeme ayrıca, TFF Tahkim Kurulu üyelerinin seçiminde futbolun diğer paydaşlarının (kulüpler, sporcular, teknik adamlar, hakemler) herhangi bir etkisinin bulunmadığını, bu durumun karar mekanizmasında temsilde adalet ve dengeyi sağlayacak güvencelerin eksikliğine yol açtığını tespit etmiştir. Bu çerçevede mevcut sistemin, taraflar arasında adil bir denge kurmaya elverişli olmadığı Mahkeme tarafından değerlendirilmiştir.

Bunun yanı sıra Mahkeme, TFF Tahkim Kurulu’nun verdiği kararların nihai nitelikte olduğunu ve bu kararlara karşı başka bir yargı yolunun öngörülmediğini de dikkate alarak, kurulun bağımsızlığına ilişkin güvencelerin daha da önem kazandığını vurgulamıştır. Bu bağlamda, üyelerin doğrudan TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesinin, bağımsız ve tarafsız bir yargı merciinde yargılanma hakkını zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi; TFF Tahkim Kurulu üyelerinin, TFF Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesine ilişkin düzenlemenin, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar vermiştir. 

     Sonuç ve Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi’nin 17.06.2025 tarihli, 2022/85 E. ve 2025/131 K. sayılı kararı ile Mahkeme’nin spor hukukuna ilişkin düzenlemelerde özellikle kanunilik ilkesi, dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğü, çalışma hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından kapsamlı bir anayasal denetim gerçekleştirdiği görülmektedir. İptal edilen hükümler, temel hak ve özgürlükleri doğrudan etkileyen alanların idarenin takdirine veya ikincil düzenlemelere bırakılmasının Anayasa ile bağdaşmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bu kapsamda Mahkeme; spor kulüplerinin tüzel kişilik kazanmasının idari izne bağlanmasını, sporcuların statülerinin federasyonlara bırakılmasını ve disiplin ile görev alanına ilişkin düzenlemelerin yönetmelik düzeyine indirgenmesini anayasal güvencelere aykırı bulmuştur. Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun oluşumuna ilişkin düzenlemelerin iptaliyle, spor yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin anayasal çerçeve de açık şekilde ortaya konulmuştur.

Kararın yürürlüğü bakımından ise, federasyonların görevlerinin yönetmelikle belirlenmesine ilişkin hükmün iptali Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiş; diğer iptal hükümlerinin ise kanun koyucuya düzenleme yapma imkânı tanınması amacıyla Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğine hükmedilmiştir. Bu yönüyle karar, spor hukukunda kanuni çerçevenin yeniden şekillendirilmesini zorunlu kılan bir içtihat olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Related Posts