AİHM, 6 Ocak 2026 tarihinde Türk spor hukuku bakımından son derece önemli iki yeni karar açıklamıştır. Bu kararlar, Türkiye’de spor uyuşmazlıklarının zorunlu tahkim yoluyla çözümü açısından belirleyici nitelikte ilkeler ortaya koymaktadır.
I. Yokuşlu v. Türkiye Kararı (Başvuru No: 489/24)
AİHM, Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye kararının ardından Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun (“TFF Tahkim Kurulu”) bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla, 2022 yılında 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olmasına ve bu kanun uyarınca ilgili talimatlarda değişiklik yapılmış olmasına rağmen;
- TFF Tahkim Kurulu üyelerine sağlanan görev güvencesi ve teminatlara ilişkin olarak yapılan bazı değişikliklerin bağımsızlığı fiilen güvence altına almak bakımından yetersiz kaldığını,
- TFF Tahkim Kurulu üyelerinin görev süresinin mevzuatta dört yıl olarak öngörülmesine rağmen, her yeni federasyon başkanının kurul üyelerini toplu şekilde istifaya davet etmesi nedeniyle bu düzenlemelerin uygulamada hayata geçirilmediğini,
- TFF Tahkim Kurulu üyelerinin seçilebilirlik şartlarına ilişkin düzenlemeler ile göreve başlayan üyelere yemin yükümlülüğü getirilmesinin, bağımsızlık ve tarafsızlığı güçlendirme yönünde sınırlı da olsa olumlu etkiler doğurduğunu, ancak bu adımların mevcut yapısal sorunları gidermek bakımından tek başına yeterli olmadığını tespit etmiştir.
Sonuç olarak ilgili kararda; TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsızlığı ve tarafsızlığı yönünde belirli bir ilerleme kaydedildiği kabul edilmekle birlikte, TFF Tahkim Kurulu üyelerine yeterli teminat sağlanmaması, üyelerin çekilme usulünün öngörülebilir biçimde düzenlenmemesi gibi mevzuattaki eksiklikler ile bu düzenlemelerin uygulamada fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle, TFF Tahkim Kurulu’nun halen bağımsız ve tarafsız bir kurul olarak kabul edilemeyeceğine kanaat getirilmiştir.
II. Altıner Akıncı v. Türkiye (Başvuru No: 9570/23)
AİHM, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Spor Tahkim Kurulu’nun (“GSB Tahkim Kurulu”) yapısal özelliklerini incelemiş ve Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye kararında TFF Tahkim Kurulu bakımından tespit edilen yapısal sorunların, bu kurul açısından birebir geçerli olmadığını belirtmiştir. Bu çerçevede AİHM;
- GSB Tahkim Kurulu’nun, belirli bir spor federasyonuna bağlı olmaması, üyelerinin görev süresinin kanunla güvence altına alınması ve uyuşmazlığın tarafı olan federasyonlarla kurumsal veya hiyerarşik bir bağının bulunmaması nedeniyle yapısal olarak bağımsız ve tarafsız bir kurul niteliği taşıdığını,
- buna karşılık; somut olayda GSB Tahkim Kurulu’nun, ilgili uyuşmazlığı derinlikli biçimde incelemediğini, başvurucunun ileri sürdüğü argümanlar hakkında somut ve gerekçeli bir değerlendirme yapmadığını,
- zorunlu tahkim sistemlerinde nihai karar mercii konumunda bulunan kurulların; federasyonların takdir yetkisini keyfilik, ölçülülük ve gerekçelendirme bakımından etkili bir yargısal denetime tabi tutma yükümlülüğü bulunduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin, yapılan incelemeyi “yetersiz yargısal denetim” haline getireceğini tespit etmiştir.
Sonuç olarak ilgili kararda AİHM; GSB Tahkim Kurulu’nun yapısal olarak bağımsız ve tarafsız bir kurul olduğu kabul etmekle birlikte, somut olayda başvurucunun belirleyici argümanlarının ve uyuşmazlığın temel olgularının gerekçeli biçimde değerlendirilmemesi nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
SONUÇ: AİHM’in 6 Ocak 2026 tarihli Yokuşlu v. Türkiye ve Altıner Akıncı v. Türkiye kararları, Türkiye’de spor uyuşmazlıklarının zorunlu tahkim yoluyla çözümünde bağımsızlık, tarafsızlık ve gerekçeli karar ilkelerinin önemine açıkça vurgulamıştır. Bu kararlar, spor tahkim mekanizmalarının yalnızca mevzuat düzeyinde değil, uygulamada da AİHS’nin 6. maddesiyle uyumlu şekilde işlemesi gerektiğine hükmetmektedir.

